24 Ağustos 2014 Pazar

BARSELONA KATEDRALİ VE LA BOQUERIA

Şehirde özellikle geceleri gezinirken görüp bir türlü uğramak için uygun zamanı yaratamadığımız bir yerdi Barselona katedrali. Park Güell'de geçirdiğimiz güzel ve bol güneşli günden sonra hava bozup yine yağmur başlayınca fırsat bu fırsat dedik. Asıl ismi Catedral de la Santa Creu i Santa Eulalia olan katedral gotik mimarisinin 14. yüzyıl örneklerinden.
Katedral Roma döneminde 13 yaşındayken şehit olan Eulalia'ya adanmış. Ve Santa Eulalia'nın mezarı da katedral içerisinde yer alıyor. Katedrale giriş hala ibadethane olarak kullanıldığı için ücretsiz fakat asansör ile katedralin çatısına çıkmak isterseniz 3 Euro ödemeniz gerekiyor. Yukarı çıktığınızda bir kez daha Barselona şehir manzarasını görebiliyorsunuz. 
Barcelona katedralini gezdikten sonra La Ramble'da bulunan La Boqueria'da bulduk kendimizi. La Boqueria Barselona'nın en ünlü pazarı. Aynı zamanda yerli ve yabancı turistlerin en çok bulunduğu mekanlardan biri.
Burası hakkında en önemli hatırlatma Pazar günü kapalı olduğu. Seyahatinizi planlarken La Boqueria için pazar gününü seçenekler arasından çıkartın. 
Taze sebze, meyve, balık ve etin yanısıra egzotik yiyeceklere de kolayca ulaşabilirsiniz bu pazarda. Aynı zamanda yerel tatları denemek isterseniz pazarın içinde tapas barlar da mevcut.
 
 
 
La Boqueria'nın pazar günleri kapalı olduğunu bir kere daha hatırlatıp bu yazıyı burada bitiriyorum. Bir sonraki yazımda Katalonya Ulusal Sanat Müzesi'nden bahsedeceğim. Gördüğünüz gibi biz gittiğimiz yerlerde müze müze geziyoruz ve mutluyuz ama umarım siz de okurken mutlu oluyor sıkılmıyorsunuzdur. Bir sonraki yazıda görüşmek dileğiyle...

21 Ağustos 2014 Perşembe

PARK GUELL

Barcelona'nın üstüne 10 günlük Paris gezisi yaptım geldim, Paris'in gezilecek yerini bırakmadım ama ben hala Barcelona'yı yazıyorum evet. Son zamanlarda bir meşgulüm (bir üşengecim ki) sormayın. En son favorim olan ismini söylemesi bile güzel Montjuic kalesindeydik. Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi bir gün sonra hava güzel olunca Gaudi'nin unutulmayacak eserlerinden olan Park Güell'e gitmeye karar verdik tabii.
Park Güell aslında bir proje. Eusebi Güell isimli bir Katalan 17 hektarlık bu alanı satın almış ve daha sonra da İngiliz stilinde tasarlanmış bir alana dönüştürmek istemiş. Bu alan içinde 50'den fazla da ev bulunacakmış. 1900 yılında Güell park için Gaudi ile görüşmüş ve Gaudi 14 yıl boyunca bu alan için çalışmış. Ve ilginçtir ki proje bittiğinde 1 ev dahi satılamamış. Zaten alan 1918 yılında devlete geçmiş ve devlet de 1922 yılında alanı halka açmış.
Bize gerçekten ilginç geldi, böyle tüm Barcelona'yı tepeden gören güzel bir semtte nasıl olmuş da o evler satılamamış? Sanıyorum o dönemler şehre uzak kaldığı için. Her nasıl olduysa da iyi olduğu kesin. Bireysel olarak yaşayacakları bu görsel güzelliği hepimiz yaşayabiliyoruz böylece.
Parkın içi Gaudi'den beklenecek şekilde rengarenk mozaiklerle dolu. Ağzından su akıtan bu dev kertenkele de parkın en bilinen sembollerinden. Yukarıya doğru basamakları çıktığınızda geniş bir alanı çevreleyen bank sırasını, Hansel ve Gretel'in evinden esinlenerek yapılmış kurabiye ve şeker görünümlü evler ile kuşbakışı Barcelona'yı görüyorsunuz.
Şansınız yanınızdaysa bonus olarak su birikintisinde serinlemeye çalışan güvercin ve (sanıyorum) papağanları da görebilirsiniz :)
Parkın içinde bu kadar güzelliğin yanında bir de müze var. Gaudi müzesi. Aslında 1906-1926 yılları arasında Gaudi'nin yaşadığı ev bu ve tasarımcısı Francesc Berenguer. Müzede Gaudi'nin çizimleri ile kendi eşyaları var.
Bu arada söylememe gerek var mı bilmiyorum ama parka giriş ücretli. Müze ve park için kişibaşı 7 Euro. Biz Park Güell'i doya doya gezdikten sonra, Ceyhun'un Doktora projesi için faydalı olacağını düşündüğümüzden parkın çok yakınındaki Gaudi Experience'a gittik. 4D teknolojisi ile Gaudi'nin eserlerini içeren 10 dakikalık filmi izleyip kendinizi o dönemde hissedebilirsiniz. Bunun da fiyatı 9 Euro. 10 dakikalık film için 9 Euro ödenir mi demeyin, film sayesinde Gaudi'nin hangi eseri  neyi düşünerek tasarladığı konusunda da fikir sahibi olabilirsiniz. Gitmişken oturun Gaudi amcanın bir çayını da için :)
Çayımızı da içtiğimize göre bu yazıyı da burada sonlandırabiliriz. Bir sonraki yazıda önce Barselona Katedrali'ne gidelim gotik tarzdan içimiz biraz darlanınca da La Boqueria'ya gider aç karnımızı doyururuz :) Görüşmek üzere...

18 Ağustos 2014 Pazartesi

MONTJUIC KALESİ

Çoğu insanın aksine benim Barcelona'daki favori mekanım Sagrada Familia değil, Montjuic Kalesi. 1640 yılında yapılmış olan kale tüm şehre hakim olan tek yapı. Montjuic tepesi üzerinde yer alıyor tabiki. Biz Barcelona'yı Hop on Hop off otobüsleriyle gezdiğimiz için buraya ulaşmak zor olmadı bizim için. Tepeye çıkmak için teleferik kullanmanız gerekiyor ki en sevdiklerimden. Dönüşümüzde yağmur, şimşek fırtına olmasaydı daha çok sevebilirdim belki :)
Teleferik ücreti kişi başı gidiş dönüş 10 Euro. Yolculuk yaklaşık 10 dakika kadar sürüyor ve dibinize yıldırım düşmediği sürece eğlenceli :) Kalenin bahçesi çimenlerle kaplı ve muhteşem görünüyor. Arka taraftaki liman manzarası ise ön kısımdaki şehir manzarası oturup izlemelik.
Kale 18. ve 19. yüzyılda çıkan ayaklanmaları bastırmak için yapılmış, buradan top atışı yapılırmış şehre ve siyasi suçlular burada idam edilirmiş. Bu nedenledir ki kalenin üst kısmında toplar duruyor. Toplar bahane eğlence şahane :)
 
Kalede yaklaşık 1-2 saat vakit geçirdikten sonra teleferikle dönüş yoluna geçtik.
Teleferikten indiğiniz yere çok yakın bir yerde Fundacio Joan Miro var ve Miro'nun eserleri sergileniyor. 1983 yılında hayatını kaybetmiş olmasına rağmen son dönemlerde popülerleşmeye başlayan Miro'nun resim ve heykelleri bulunuyor müzede. Açıkçası Miro'yu seven ve tarzını benimseyen insanlar değiliz fakat gitmişken görelim diyerek uğradık. Giriş yetişkinler için kişi başı 11 Euro ve pazartesi günleri kapalı.
Miro sergisini de gezip bitirdikten sonra yağmur dolu formunu alınca saat de geç olunca otele dönmek zorunda kaldık. Bir gün sonra şansımıza hava günlük güneşlik olunca da muhteşem şehir manzarasıyla küçük cennet Park Güell'in yolunu tuttuk. O da bir sonraki yazımda burada olacak. Sevgiyle...

23 Temmuz 2014 Çarşamba

BARCELONA - SAGRADA FAMILIA

Barcelona deyince akla gelen, Barcelona'nın isminin geçtiği her yazıya fotoğraflarıyla eşlik eden şehrin simgesi kilise Sagrada Familia'da sıra. Öncelikle belirtmeliyim biz burayı ziyaret edebilmek için oldukça uğraştık. Önce ilk gün, olanca saflığımızla gidip ziyaret etmek istedik. Kilisenin çevresinde 1 tur dolanan sırayı görünce dumur olsak da yine de vazgeçmemiştik ki o günlük biletlerin tükendiğini söylediler. Biz de bir sonraki sabah 8'de gelmek üzere ayrıldık. Bir sonraki sabah 8'de kilisenin önüne geldiğimizde 5 kişi sıraya girmişti bile. Hemen içeriye girebileceğimize inancımız tam ve bekliyorken öğleden önceki biletlerin tükendiğini ancak saat 13:30'da içeri girebileceğimizi söylediler. Nasıl olabilir böyle bir şey diyorduk ki online bilet alınabildiğini öğrendik. Anlayacağınız siz siz olun bizim gibi gidip sırada falan beklemeyin alın online biletinizi tam saatinde gelin :)
Gaudi baş yapıtı olan Sagrada Familia'yı yapmaya 1883 yılında başlamış. Ve hayatını bu kiliseye adamış. Öyle ki bu kilisenin yapımıyla uğraşırken gelen diğer cazip fırsatları geri çevirmiş, uyuma alanını bile buraya kurmuş. Kısacası burada yatıp kalkacak kadar kendini adamış bu işe.  Henüz kiliseyi bitirmesine oldukça uzun bir zaman varken 1926'da tramvay çarpması sonucu yaralanmış ve 3 gün hastanede kalmış fakat kurtarılamamış. 74 yaşında vefat etmiş. Gaudi'nin vefatına rağmen kilisedeki çalışmalar devam etmiş. 1952'de Gaudi'den kalan çizim ve taslaklarla onun tarzının dışına çıkmayacak şekilde yapımına yeniden başlanmış ve hala da devam ediyor. Bilinenin aksine kilise bakımda değil hala inşa ediliyor. 
Binanın dış cephesi gerçekten büyüleyici. Her yerde heykeller var ve hepsi çok etkileyici. Heykellerin özellikle yüz ifadelerinin gerçekliği muazzam. Sagrada Familia henüz tamamlanmamış olmasına rağmen Unesco dünya tarih mirası listesinde. O kadar heybetli bir yapı ki şehrin hangi tepesine giderseniz gidin mutlaka görürsünüz. Gaudi'nin yapıyı bu kadar yüksek yapmasındaki amacının insanın yaptığı şeylerle Tanrıya yakınlaşabileceği fikri olduğu söyleniyor. 
Binanın dışı kadar içi de etkileyici. Gaudi'nin kilisenin içini cennete benzetme çabasıyla tasarlandığı düşünülüyor. İçerideki sütunlar ağaç formunda çalışılmış ve renkli camlarla süslenmiş.
Girişte 2 ayrı bilet alarak kuleye de tırmanabiliyorsunuz. Kuleden baktığınızda tüm Barcelona ayaklarınızın altında ve manzara gerçekten çok güzel.
Eğer yüksekten korkmuyorsanız kulede çıkıntı şeklinde balkonlar var, manzaraya karşı fotoğraf çekmek için :)
Sagrada Familia'da böyle. Barcelona'ya yolunuz düşerse ilk gidilecek mekanlardan. Sırada benim Barcelona'daki  en favori ziyaret mekanım olan Montjuic kalesi var. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

22 Temmuz 2014 Salı

BARCELONA - CASA BATLLO

Casa Batllo yazısına başlamadan önce size bir itirafım var. Yaşlılıktan mı üstünden 2 aya yakın süre geçtiğinden mi yoksa sıcaktan mıdır bilmem Barcelona'da hangi gün nereyi gezdik ve sırasını hatırlayamıyorum. Bu nedenle sırasız anlatmaya karar verdim :) Bu yazıda da bana göre, Casa Mila'nın kardeşi Casa Batllo'yu anlatacağım. Şu binayı bulacağız diye yaklaşık 2 saat boyunca kayıp şekilde ortalıkta gezindik biz. Çünkü İspanyollar ingilizce bilip anlayıp konuşmuyorlar. Yanlış duymadınız şaka gibi değil mi? Adamı durdurup ingilizce Casa Batllo nerede diye soruyorsunuz gayet güzel anlıyor soruyu ve İspanyolca cevap veriyor. İspanyolca cevap vermesinden de öte sizin kesinlikle ispanyolca bildiğinizi düşünüyor. Sanıyorum dünyada en konuşulan 3. dil olmasıyla alakalı. Siz daha bir dakika ben ispanyolca bilmiyorum diyemeden yolu çok güzel tarif ettiğini düşünüp yürümeye başlıyorlar bile. Siz de bizim gibi 2 saat aranıyorsunuz işte :)
Casa Batllo da Gaudinin bir eseri. 1877 yılında inşa edilip 1905-1907 yılları arasında yeniden tasarlanmış. Aslında bina orta sınıf bir aile için yapılmış ama Gaudi bu yapıyı da etkileyici bir hale sokmayı başarmış. Casa Mila'da olduğu gibi Gaudi bu yapıda da düz çizgilerden kaçınmış. Bir önceki yazıda boşuna demedim bu adamın bir derdi var diye :)
Gaudi binanın dış cephesi kadar iç yüzünde de çok başarılı olmuş. İçeride tahta kapılar ve cam işlemeli pencereler var bolca. Apartman boşluğu dediğimiz boşluk, avlu bile izlemeye değer.
Evin içi -dışı zaten müthiş ve hayranlık uyandırıcı ama çatıya çıkınca bir kez daha hayran oluyorsunuz yapıya. Çatı kenarları pullu bir görünüm oluşturacak şekilde kıvrımlı tasarlanmış ve bir ejderha nasıl olur derseniz tam da bunu tarif ederim.
Biz şahsen Casa Mila'dan daha çok beğendik burayı. Herkes bizimle aynı fikirde olacak ki kapıdaki bilet sırası görülmeye değerdi :) Eğer siz de bizim gibi sıra beklemekten hoşlanmıyorsanız online bilet alabilirsiniz Casa Batllo'nun sitesine girip. 
Bina her gün sabah 09:00 ile akşam 20:00 saatleri arasında ziyarete açık. Giriş ücreti ise 21 Euro. İçeride aynı zamanda binayla ilgili animasyon canlandırma film gösterimi var. Aslında tümünü çekmiştim filmin ama yanlışlıkla sildim :( Şimdilik bu kadarıyla yetinin gerisini gidince kendiniz izlersiniz artık :)
Casa Batllo'da bu kadar. Sırada Barcelona deyince ilk akla gelen şey olan Sagrada Familia var. Merak edenleri yarın yine aynı saatte bloga beklerim :)