8 Aralık 2012 Cumartesi

KAPADOKYA AÇIK HAVA MÜZESİ

Selamlar yeniden...
Bu gezimizi niçin Kapadokya olarak genelledim önce onunla başlamak istiyorum. Bu yaz çıktığımız gezinin son ayağı olan Pamukkale'den ani bir kararla Göreme'ye gelmeye karar verdik. Denizli'den başlayan 8 saatlik  yolculuğumuz sonrasında nihayet Göreme'deydik fakat Göreme son durağımız olmayacaktı...


Kısa bir araştırmadan sonra bütçemize uygun bir otel bulup yerleştik. Göreme'de her bütçeye uygun otel bulmak mümkün fakat çoğu isminde geçtiği gibi mağara otel değil sonradan inşa edilmiş oteller. Eğer bütçenize uyarsa ve gerçek bir mağara otelde konaklamak isterseniz kaldığımız oteli tavsiye edebilirim. Otelden sonraki en büyük sorun nerede ne yemek yenir? Açıkçası bütün restaurantlarda aynı tip kahvaltı mevcut pek fark yok aralarında. Biz sadece sabah erkenden simit, poğaça gibi atıştırmalıklar getiren bir restaurantı tercih ettik. Kahvaltıdan sonra Göreme'de yorulmadan gezebileceğiniz ilk yer Göreme Açık Hava Müzesi.



Göreme Açık Hava müzesi'ne giriş ücreti 15 TL fakat müze kartınız varsa tabiki ücret ödemiyorsunuz. Müzede gezilmesi gereken bir çok yer var. Ben hepsini anlatamayacağım tabiki :) Hepsi gidilip görülmesi gereken yerler fakat ben sadece gerçekten ilgimi çekenlerden bahsedeceğim en başta Karanlık Kilise'den. Karanlık kiliseye giriş ücreti 8 TL ve müze kart geçmiyor malesef. Adından da anlaşılacağı üzere kilisede sadece küçük bir pencere var ve içeriyi aydınlatamıyor. Günışığı görmeyen, İncil ve Tevrat'tan sahneler canlandıran freskler renklerini ve canlılıklarını korumayı başarmışlar. Tahmin edersiniz ki bu nedenle de içeride fotoğraf çekmek yasak...



Açık hava müzesi olarak geçen bölgede daha çok insanların eskiden ev olarak kullandıkları mağaralar mevcut. Mutfak ve kiler olarak kullanılan bir sürü oda var. Hepsini gezmek mümkün...


Açık hava müzesini gezmeyi bitirip dönüş yoluna geçtiğinizde (oteller bölgesine yürüyüş mesafesinde) sağlı sollu at çiftlikleri göreceksiniz. Bizim vaktimiz olmadı fakat at sırtında gün batımını izlemenin de zevki başka olacaktır...






3 Aralık 2012 Pazartesi

TERRA COTTA ASKERLERİ

Çin gezimizde belki de en etkilendiğimiz şeydi Terra Cotta askerleri. Xian'da kaldığımız otelden çıkıp şehiriçi otobüsle tren garına geldik öncelikle. Çin'de eğer elinizde harita varsa otobüsle de metro ile de gideceğiniz yeri bulmak çok zor değil. Taksi Türkiye'ye göre çok daha ucuz fakat bizim gibi değişiklik olsun isterseniz otobüsle de gidebilirsiniz. Otobüse 2 CNY vererek yaklaşık 70 kuruş vererek binebilirsiniz. Tren garına geldikten sonra garın hemen karşısında duran büyük otobüsleri görmeniz zor değil. Bu otobüslerle Terra Cotta askerleri yaklaşık 1 saat sürüyor. Aslına bakarsanız hemen hemen 20 km uzaklıkta fakat bu otobüsler o kadar yavaş gidiyor ki 1 saatten önce ulaşmanız mümkün değil gibi...

             


Müze girişinde indiğinizde müzeye girmeden önce uğrayabileceğiniz bir çok hediyelik eşya standı ve restaurant var. Çin mutfağı yemekleri turistler için yenmesi kolay yemekler olmadığı için girişe bir tane de Mc Donalds yapılmış, dilerseniz orada domuz eti bulunmayan tek menü olan Cheeseburger yiyebilirsiniz. Müze girişinde devasa bir kuyruk görebilirsiniz bunun nedeni müzeye giriyor olmanız değil, yaklaşık 700-800 metrelik yolu yürümeyip araçla gitmek zorunda olmanızdan. Biz ağustos ayında olmamız nedeniyle (öğrendiğimize göre ağustos ayında Çin'in köylerinde yaşayan halktan vergi alınmıyormuş ve tatil yapıyorlarmış) yaklaşık 1 saat kadar sıra bekledik. Kısa bir süre de bilet sırasında bekledikten sonra kişibaşı 150 CNY yaklaşık 50 TL karşılığında biletlerimizi aldık ve içeri girdik. İşte içeri girdiğinizde görecekleriniz...

                                         

Kısaca Terra Cotta askerleri, diğer bir deyişle Toprak askerler, ilk Çin imparatoru Qin Shi huang'ın ordusu. İlk olarak 1920'li yıllarda tarlasını kazan bir köylü tarafından bulunmuş fakat köylü korktuğu için tekrar gömmüş bulduğu heykelleri. 1974 yılında yeninden keşfedilmiş ve o zamandan beri de çalışmalar devam ediyor. Kazının ilerlemesiyle birlikte sadece askerler değil atlar, silahlar ve savaş malzemeleri de bulunmuş. Bir çok medeniyette olduğu gibi Çin'de de imparator öldüğünde eşleri, askerleri ve özel eşyaları ile birlikte gömülürmüş. Ancak bu büyük ordunun ve eşlerinin öldürülmesini istemeyen imparator onların yerine orjinallerinden birebir kopya olan seramikten ve bronzdan heykellerinin yaptırılmasını emir vermiş. Gerçekten de size izin verilen yakınlıkta heykelleri incelediğinizde hiçbiri birbirine benzemiyor ve detaylarla bezenmişler, atların duruşları bile birbirinden farklı...


Çin'e bir gün yolunuz düşerse mutlaka gidip görmeniz gereken yerlerden biri. Gidemeyenler içinse ayağınıza kadar gelmiş durumda.Eğer İstanbuldaysanız 20 Şubat 2013'e kadar Topkapı Sarayı müzesinde, dünyanın 8. harikası olarak değerlendirilen Çin Hazineleri'ni görebilirsiniz...






30 Kasım 2012 Cuma

ŞİRİNCE

Adı gibi, İzmir'in Selçuk ilçesine bağlı şirin, turistik köy. Gitmeye karar verdiğimizde çok sevdiğim Safranbolu'ya benzer bir yer hayal etmiştim. Açıkçası genel yapı itibariyle benzeseler de tamamen farklı şeyler hissettiriyorlar insana. 1923 öncesinde Rum köyü iken Türkiye-Yunanistan mübadelesi sonucu Kavala'dan gelen mübadiller tarafından mesken tutulmuş. Köy halkı görünürde zeytin ve bağcılıktan öte turizm ile geçimini sağlıyor gibi...





Köyde çok sayıda otel ve pansiyon mevcut. Bayram gibi resmi tatillerde gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmalısınız, otellerin çoğu dolu olabiliyor. Otel fiyatları kendi aralarında çok büyük farklılık gösteriyor.  Fiyatlar gecelik 70 TL civarında başlayıp 200-300 TL civarında sonlanıyor. Eğer en az 4 kişilik gruplar halinde gittiyseniz otel yerine ev kiralamak daha uygun ve hesaplı olacaktır. 




Gitmeden önce, Şirince denildiğinde aklımıza gelen ilk şey ünlü meyva şaraplarıydı. Oraya kadar gitmişken denemeden gelmek olmazdı tabiki. Köyde satış yapan bir çok şarapevi mevcut. Fakat biz doğrudan merkezinden satın almak istedik ve köyün çıkışındaki şarap fabrikasına gittik. Biz gittiğimizde bayram olması nedeniyle fabrika çalışır durumda değildi fakat bizimle ilgilenen görevli, normal zamanlarda fabrika çalışır durumdayken turistlere fabrikayı da gezdirdiklerini söylemişti.




Şarap dediğiniz tatmadan alınmaz tabii diye düşünüyorduk çeşitleri duyana kadar: Çilek, şeftali, ayva, kavun, mandalin, karadut, böğürtlen, vişne... Hepsinin meyve kokusuna ve içiminin kolaylığına şaşıracaksınız. Eğer siz de bizim gibi "Hepsinden almak istiyoruz fakat nasıl taşıyacağız bu kadar şeyi" diye düşünüyorsanız fabrika, tatil dönüşünüze denk gelecek şekilde ikametinize kadar kargolama kolaylığı da sağlıyor...















29 Kasım 2012 Perşembe

AMASYA


Strabon’un deyimiyle, Amazon kraliçesi  ”Amaseia”
Kral Kaya Mezarlarının altında salına salına akan Yeşilırmak…




İstanbul'dan otobüsle yaklaşık 8 saatte gidebileceğiniz huzur verici şehir. Yeşilırmak boyunca sıralanmış restaurantlarda meşhur yemeklerinden keşkek ve haşhaşlı Amasya çöreğini mutlaka denemelisiniz. 

Küçük bir detay: otellerde evlilik cüzdanı zorunluluğu mevcut.

BEIHAI PARK


Ortasındaki yapay gölü, Beyaz Yongan Tapınağıyla tamamını gezebilmek için 1 tam gününüzü ayırmanız gerekecek, Çin’deki en eski imparatorluk bahçesi. Giriş turistlere ücretli ve 50 CNY yani 15 TL civarında. Sabah erken saatlerde gidip yanınıza yiyecek bir şeyler alırsanız bütün gününüzü huzur içinde geçirebileceğiniz imrenilecek kadar güzel parklardan. Parkta grup halinde şarkılar söyleyen, dans eden, ıslak süngerle yerlere yazı yazan bir çok insan görebilirsiniz. Bu güzelliğe biraz uzaktan bakmak isterseniz de küçük teknelerden kiralayıp gölde  gezintiye çıkabilirsiniz.