21 Haziran 2014 Cumartesi

ESKİŞEHİR ETİ ARKEOLOJİ MÜZESİ

Eskişehir'de son durağımız otobüs saatine birkaç saat kala Eti Arkeoloji Müzesi oldu. Her ne kadar internetten edindiğim bilgilerde Türkiye'nin en üst teknoloji kullanılan müzesi olarak geçse de açıkçası tamamen hayalkırıklığı oldu benim için. Eti markasının sponsorluğunda oluşturulmuş müzede projeksiyon cihazları bile çalışmıyordu bu nasıl bir üstün teknolojidir ben hiçbir şey anlamadım bu işten :)
Neyse efendim, 2010 yılında açılan müzede ciddi bir kapasite sorunu var. Sergilenen çok az eser var ki yer darlığından kaynaklanıyordur. Müze deposunda ise 18 binden fazla eser varmış. Kısaca müze şöyle:
Evet bu nasıl müze yazısı bunlar nasıl fotoğraflar demeyin. Gerçekten müzede bundan fazlası yok. Ha müzedeki favori parçamı unuttum. İyi talih kolyesi... Hepinize bol şans getirsin :)))
:)) Böylece Eskişehir de bitmiş oldu. Sırada 4 günlük mini Barcelona turumuz var. Bu aralar yine üşengeçliğim üstümde. Umarım Barcelona yazıları da en kısa sürede burada olacak. Sevgiyle kalın...

10 Haziran 2014 Salı

ESKİŞEHİR - PORSUK ÇAYI VE SAZOVA PARKI

Çağdaş Cam Sanatları Müzesi'nden sonra durağımız Eskişehir'in en güzel ve hareketli bölgesi Adalar ve Porsuk Çayı oldu. Sakarya nehrinin en uzun kolu olan Porsuk çayı uzun yıllar bakımsız kalmışken şu günlerde en turistik yerlerden. Kent merkezini ortadan ikiye bölen çayın iki yanında oturup çay içebileceğiniz tavla oynayabileceğiniz cafeler, restorantlar ve alışveriş merkezleri var. Eskişehir'in kalbi burada atıyor anlayacağınız.
Venedik'e henüz gitmediğim için bilemeyeceğim fakat Porsuk banaüstteki fotoğraf ile tam olarak Amsterdam'ı hatırlattı ve çok hoşuma gitti. Dilerseniz Porsuk çayının hizasında işletmelerin olduğu yerde yürüyebilir, dilerseniz de çayın yanındaki çimenliğe oturup dinlenebilirsiniz. Aynı zamanda 1,5 TL gibi çok komik bir fiyata botla gezintiye çıkabilirsiniz. Biz öyle yaptık fakat bir de Gondol varmış onu bottan indikten sonra gördük malesef. Gondol da 20 dakikada bir hareket ediyormuş ve kişibaşı 15 TL imiş. Gerçekten eğlenceli ve huzurlu bir aktivite olacaktır sizin için.
Porsuk çayı yanında yeterince zaman geçirdiğimize inanınca biz taksiye atlayıp Sazova parkına gittik. Otobüs ile de gidiş var fakat hangisi numara nereden geçiyor bilmiyorum açıkçası. Fakat taksi 25 TL falan tutuyor acayip bir durum yok yani ortada. Sazova parkının tam adı Sazova Bilim Kültür ve Sanat parkı. Biz biraz geç gittiğimiz için gittiğimizde Bilim ve Uzay evi kapanmıştı. Biz de kendimizi Sualtı Dünyasına attık. Sualtı dünyasına giriş yetişkinler için 3 öğrenciler için 2 TL. İçeride Kuzey Ege, Kızıldeniz, Atlas Okyanusu, Amazon nehri ve Güney Amerika'dan getirilmiş 84 farklı türden 2150 adet balık varmış. Gerçekten etkileyici. Saatin geç olması nedeniyle sualtı dünyasını hızlıca gezip kendimizi parkın bir başka bölümü olan Korsan Gemisine attık. Bu korsan gemisi Atlas okyanusunu aşan May Flower isimli geminin tasarımından esinlenerek yapılmış ve gerçek bir gemi ebatında. Gemiyi gezmek isterseniz yetişkinler için 1 TL çocuklar içinse 50 kuruş ödemelisiniz. Biz korsan gemisini gezerken çok eğlendik çünkü her şey çok gerçek görünüyor :)
Biz sanırım korsan gemisinde o kadar eğlendik ki 10 dk ile Masal şatosuna giriş fırsatını kaçırdık. Gittiğimizde kapıyı kilitliyorlardı. Ama dışardan da yeterince güzeldi bence. Masal şatosunun en önemli özelliği her kulenin ülkemizdeki bir yapıdan esinlenerek yapılmış olması. Bunlar: Diyarbakır Çan Kulesi, Topkapı Sarayındaki Adalet Kulesi, Mardin Ulu Kule, Amasya Burgulu Kule, Galata Kulesi, Antalya Yivli Kule ve İstanbul Kız Kulesi. 
Sazova Parkı Eskişehir'e gelip mutlaka görmeniz gereken yerlerden. Yurtdışı için çok sıradan olabilir fakat malesef Türkiye için bu park bence bir ilk ve diğer şehirlere örnek olası. Sazova'dan sonra Eskişehir'deki son durağımız Eti Arkeoloji müzesi. Ama o bir sonraki yazıda :) Yakında görüşmek üzere...

4 Haziran 2014 Çarşamba

Hürriyet Sosyal

İnternet, hayatımızı derinden değiştiren bir buluş oldu. Öyle ki artık seyahat ettiğim ülkede internete bağlanmak; su gibi, yemek gibi önceliklerimin önüne bile zaman zaman geçtiğini fark ediyorum. Eğer bir bloğunuz var ve sosyal medya ile de sıkı sıkıya bağlıysanız bu şart.
İnternet dünyası gittikçe sosyalleşiyor ve sosyal medya hayatımızın hemen her yönünü kapsayacak şekilde büyüyor ve gelişiyor. Artık haberleri sosyal medyadaki linkleri tıklayarak okuyor, fikirlerimizi yine sosyal medya üzerinde paylaşma ihtiyacı duyuyoruz. Sosyal medya dünyayı değiştiriyor. Bu değişime hızlı ayak uyduranlar kazanıyor.
Hurriyet.com.tr, bu konuda en yenilikçi online haber sitelerinden biri olduğunu tekrar ispatlıyor. Dünyada bir ilki gerçekleştirerek, sosyal tabanlı bir haber sitesine dönüşüyor. Artık, ilgilendiğimiz kategorileri işaretleyerek, kendimize özgü bir hurriyet.com.tr oluşturabileceğiz. İlgilenmediğimiz kategorilerin filtre edildiği ve sadece ilgi alanımıza giren içeriklerin listeleneceği bir sayfa bana gayet cazip geliyor.
Yeni Hürriyet deneyimi, sosyal.hurriyet.com.tr adresi üzerinden sunuluyor.
Aynısını Facebook Sayfasında da yapıyorum. İstemediğim veya hoşlanmadığım sayfalardan yapılan paylaşımları engelliyorum. Seyahat, teknoloji, çevre, kitap, sinema gibi içeriklerin olduğu Facebook sayfasını o nedenle sanki bir portalmiş gibi izliyorum ve okuyorum. Artık bunu Hürriyet Sosyal sitesinde de yapabileceğim. Hem gerilere giderek, ana sayfada çıkmayan, ama değerli içeriklere de kolaylıkla ulaşabileceğiz.
Sadece sevilen yazarlar takip edilebiliyor ve hatta diğer okuyucularla tartışma ortamları yaratılabiliyor. Ortak özelliklere sahip kişileri takip edip, onların paylaşımlarını da görebiliyoruz. Kendi fotoğraf veya içeriklerimizi de paylaşabiliyoruz. Yoldaolmak.com ve gezgintech.com web sitelerimde paylaştığım yazıları, Hürriyet Sosyal duvarımda paylaştım.
Hürriyet Sosyal’e üye olmak gayet kolay. Facebook, Twitter veya LinkedIn ile üye olunabiliyor. Sosyal ağlardaki alışkanlıklarımız ile Hürriyet Sosyal kullanırken yabancılık çekmiyoruz. İleride daha iyi bir ara yüze kavuşacağına eminim.
Sisteme üye olduktan sonra Sonra profil fotoğrafı ekliyorsunuz, en üste de cover fotoğrafı koydunuz mu daha da şık duruyor. Artık burada kendi gündeminizi yaratıp, harstag’ler kullanarak içerikleri paylaşabiliyorsunuz. Öne Çıkart butonu ile de bu içeriğinizin Hurriyet.com.tr Ana Sayfa’da gösterilmesi için oyluyorsunuz. Diğer kullanıcların paylaşımlarına yorum yapılıp, onlarla da mesajlaşılabiliyor.
Hürriyet Sosyal, Hurriyet.com.tr’nin ana sayfasının seyrinden koparmıyor. Gündem, Ekonomi, Dünya, Spor gibi ana haber kategorilerine, Sosyal Hürriyet sayfalarının üst kısmındaki menüden doğrudan erişilebiliyor.
Bu açıdan bu yenilikçi yaklaşım ile Hurriyet.com.tr, bir sosyal platform olma yolunda ilerliyor gibi görünüyor.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

26 Mayıs 2014 Pazartesi

ESKİŞEHİR - ÇAĞDAŞ CAM SANATLARI MÜZESİ

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi'ni gezdikten sonra hemen yanındaki Çağdaş Cam Sanatları müzesine uğramadan olmazdı tabii. Bu müzenin girişi de yanlış hatırlamıyorsam 2 TL gibi bir şeydi.
İçeride yerli ve yabancı sanatçıların atölyelerinde yapıp müzeye bağışladığı eserler sergileniyor. İçeride ilginç eserler var. Camın dönüştüğü şekiller ilginizi çekecektir...
Sizi müzenin girişinde böyle güzel bir havuz ve harika cam bir avize karşılıyor.
Üstteki Payam Latifi'nin Sihirli Ayna eseri benim müzedeki eserler arasında en beğendiğim eser oldu. 
Mehmet Koç'un "Cehennemin Yolu Altınla Kaplıdır" eseri ise adından anlaşılacağı üzere altınla kaplı. İçeride 100'e yakın eser, birbirinden farklı tekniklerle şekillendirilmiş halde sergileniyor. Balmumu müzesinden sonra uğramanızı, camın dönüştüğü bu farklı şekilleri yakından görmenizi isterim. Eskişehir'deki bir sonraki durağımız Amsterdam'ı aratmayan Porsuk çayı turu :) Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

24 Mayıs 2014 Cumartesi

ESKİŞEHİR - BALMUMU HEYKEL MÜZESİ

Her türlü mini tatili fırsat bilen biz, geçtiğimiz 1 Mayıs tatilinden sonra 2 Mayıs'da tatil edilince (işyerim tarafından) yakın bir yerlere kaçalım dedik. En son 10-11 yaşlarındayken gittiğim ve pek de bir şey hatırlamadığım Eskişehir'e düştü yolumuz. Malesef Metro Turizm ile 6 saatlik bir yolculuktan sonra nihayet vardık Eskişehir'e. İstanbul-Eskişehir bilet fiyatı 29 TL bu arada.
Konaklama için daha önce internetten araştırma yapmış ve Odunpazarı Han Royal oteli seçmiştik. Hem Odunpazarındaki diğer otellere göre daha makul fiyatlara sahip hem de gerçekten temiz. Çalışanlar da çok ilgili. İyi bir tercih yapmışız otel konusunda.
Otele yerleştikten sonra karınlar ufaktan acıktı tabii. Eskişehir'e gelmişiz ilk olarak ne yenir? Tabiki de çibörek :) Otelden çıkmış merkeze doğru yürürken otelin 1 alt sokağında gördüğümüz Kırım Kültür Çibörek evine oturduk hemen. Çibörek yiyecekseniz tavsiye ederim, sıcacık dumanı üstünde ve kızartılarak yapılmasına rağmen hiç de ağır insanın içini bayacak türden değil. Yazarken bile ağzımın sulandığı doğrudur :)
Karnımızı da doyurduktan sonra ilk olarak Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'ne gidelim dedik. Daha önce New York'taki Madame Tussauds müzesini gezmiş ve çok beğenmiştim. Malum Türkiye'de daha önce görülmemiş bir şey olduğu için pek de beklenti içinde değildim müzeye giderken. Öncelikle müze Pazartesi günü kapalı diğer günlerde de sabah saat 10:00'da açılıyor. Giriş 3 TL idi yanlış hatırlamıyorsam. Müzeye yaklaşık 15-20 kişilik gruplar halinde içeriye alınıyor. İçeri girer girmez küçümsememin yanlış olduğunu anladık. Heykeller gerçekten başarılı ve asıllarına oldukça uygunlar.
 
 
 
Müzede Eskişehir Belediye Başkanı Sayım Büyükerşen tarafından yapılmış yerli ve yabancı 160 kişinin heykeli bulunuyor. Fotoğraflarda gördüğünüz heykellerin çok küçük bir kısmı tabiki. Müzede aynı zamansa Mustafa Kemal Atatürk'ün çeşitli dönemlerini yansıtan heykelleri de mevcut. Sanıyorum Eskişehir'e gitmişken uğramadan dönmemeniz gereken yerlerin en başında bu müze geliyor. Aynı zamansa müzeye giriş için ödediğimiz ücretler de kız çocukları ile engelli çocukların eğitim masrafları için kullanılıyormuş. Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen bu  müze ile hem Eskişehir'e farklı bir görsellik kazandırmış hem de yardımseverliğini kanıtlamış. Balmumu müzesinden sonra müzenin hemen yan tarafında olan Çağdaş Cam Sanatları müzesine geçtik fakat o bir sonraki yazıda burada olacak. Kısa bir süre sonra görüşmek üzere. Mutlu haftasonları...