26 Mayıs 2014 Pazartesi

ESKİŞEHİR - ÇAĞDAŞ CAM SANATLARI MÜZESİ

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Müzesi'ni gezdikten sonra hemen yanındaki Çağdaş Cam Sanatları müzesine uğramadan olmazdı tabii. Bu müzenin girişi de yanlış hatırlamıyorsam 2 TL gibi bir şeydi.
İçeride yerli ve yabancı sanatçıların atölyelerinde yapıp müzeye bağışladığı eserler sergileniyor. İçeride ilginç eserler var. Camın dönüştüğü şekiller ilginizi çekecektir...
Sizi müzenin girişinde böyle güzel bir havuz ve harika cam bir avize karşılıyor.
Üstteki Payam Latifi'nin Sihirli Ayna eseri benim müzedeki eserler arasında en beğendiğim eser oldu. 
Mehmet Koç'un "Cehennemin Yolu Altınla Kaplıdır" eseri ise adından anlaşılacağı üzere altınla kaplı. İçeride 100'e yakın eser, birbirinden farklı tekniklerle şekillendirilmiş halde sergileniyor. Balmumu müzesinden sonra uğramanızı, camın dönüştüğü bu farklı şekilleri yakından görmenizi isterim. Eskişehir'deki bir sonraki durağımız Amsterdam'ı aratmayan Porsuk çayı turu :) Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

24 Mayıs 2014 Cumartesi

ESKİŞEHİR - BALMUMU HEYKEL MÜZESİ

Her türlü mini tatili fırsat bilen biz, geçtiğimiz 1 Mayıs tatilinden sonra 2 Mayıs'da tatil edilince (işyerim tarafından) yakın bir yerlere kaçalım dedik. En son 10-11 yaşlarındayken gittiğim ve pek de bir şey hatırlamadığım Eskişehir'e düştü yolumuz. Malesef Metro Turizm ile 6 saatlik bir yolculuktan sonra nihayet vardık Eskişehir'e. İstanbul-Eskişehir bilet fiyatı 29 TL bu arada.
Konaklama için daha önce internetten araştırma yapmış ve Odunpazarı Han Royal oteli seçmiştik. Hem Odunpazarındaki diğer otellere göre daha makul fiyatlara sahip hem de gerçekten temiz. Çalışanlar da çok ilgili. İyi bir tercih yapmışız otel konusunda.
Otele yerleştikten sonra karınlar ufaktan acıktı tabii. Eskişehir'e gelmişiz ilk olarak ne yenir? Tabiki de çibörek :) Otelden çıkmış merkeze doğru yürürken otelin 1 alt sokağında gördüğümüz Kırım Kültür Çibörek evine oturduk hemen. Çibörek yiyecekseniz tavsiye ederim, sıcacık dumanı üstünde ve kızartılarak yapılmasına rağmen hiç de ağır insanın içini bayacak türden değil. Yazarken bile ağzımın sulandığı doğrudur :)
Karnımızı da doyurduktan sonra ilk olarak Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'ne gidelim dedik. Daha önce New York'taki Madame Tussauds müzesini gezmiş ve çok beğenmiştim. Malum Türkiye'de daha önce görülmemiş bir şey olduğu için pek de beklenti içinde değildim müzeye giderken. Öncelikle müze Pazartesi günü kapalı diğer günlerde de sabah saat 10:00'da açılıyor. Giriş 3 TL idi yanlış hatırlamıyorsam. Müzeye yaklaşık 15-20 kişilik gruplar halinde içeriye alınıyor. İçeri girer girmez küçümsememin yanlış olduğunu anladık. Heykeller gerçekten başarılı ve asıllarına oldukça uygunlar.
 
 
 
Müzede Eskişehir Belediye Başkanı Sayım Büyükerşen tarafından yapılmış yerli ve yabancı 160 kişinin heykeli bulunuyor. Fotoğraflarda gördüğünüz heykellerin çok küçük bir kısmı tabiki. Müzede aynı zamansa Mustafa Kemal Atatürk'ün çeşitli dönemlerini yansıtan heykelleri de mevcut. Sanıyorum Eskişehir'e gitmişken uğramadan dönmemeniz gereken yerlerin en başında bu müze geliyor. Aynı zamansa müzeye giriş için ödediğimiz ücretler de kız çocukları ile engelli çocukların eğitim masrafları için kullanılıyormuş. Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen bu  müze ile hem Eskişehir'e farklı bir görsellik kazandırmış hem de yardımseverliğini kanıtlamış. Balmumu müzesinden sonra müzenin hemen yan tarafında olan Çağdaş Cam Sanatları müzesine geçtik fakat o bir sonraki yazıda burada olacak. Kısa bir süre sonra görüşmek üzere. Mutlu haftasonları...

20 Nisan 2014 Pazar

AMSTERDAM - VAN GOGH MÜZESİ

Amsterdam'da gezilecek ilginç yerler sıralamasında ilk sırada olan İşkence Müzesini gezdikten sonra, Amsterdam'da görmeden dönmemeniz gereken yere geçiyoruz. Tabiki Van Gogh Müzesi. Ünlü ressam Van Gogh ve çağında yaşamış diğer ressamların eserlerinin bulunduğu bu müzeye Dam Square'den tramvay ile gidebilirsiniz. Müzenin girişinde ufak bir bilet kuyruğuyla karşılaşabilirsiniz ama sıra çok hızlı ilerliyor. Bir aksaklık yoksa eğer 5 dakikadan fazla beklemezsiniz. Bilet fiyatı ise 15 Euro.
Öncelikle müze saat 10:00 ile 18:00 saatleri arasında açık. İçeride Van Gogh'a ait 200 resim ile 500 çizim mevcut imiş. Müzede Van Gogh haricinde, genelde empresyonist ve post empresyonist sanatçılarında yer aldığı 19. yüzyıl sanat eserleri de mevcut. 
Bizim müzelerimizdeki bilgi eksikliğinin aksine her bölüm geçişinde detaylı bilgilendirme yazıları mevcut müzede.
Van Gogh'un 1885 yılında yaptığı ünlü "Patates Yiyenler" tablosunu da yakından inceleyebilirsiniz müzede.
Van Gogh'un kendi sembolü haline getirdiği ayçiçekleri ve sarı rengi mutlulukla özdeşleştirerek ruhsal gel-gitlerini yansıttığı Ayçiçekleri serisi de müzede mevcut. Bu seriyi incelerseniz ressamın o dönemki ruhsal durumunu da çok net anlayabilirsiniz.
Yine en bilinen eserlerinden olan "Arles'da Yatak Odası" serisini de müzede bulabilirsiniz. Yıllarca Paris'te yaşadıktan sonra Fransa'nın güneyine Arles'a taşınan ressamın kısa süren ara dönemlerinden birinde üretilmiş bu seri. 3 resimden oluşan bu serinin ilki daha canlı renklere ve düzgün bir perspektife sahipken son resimin renk olarak daha gri ağırlıklı olması ve bozuk perspektif de ressamın ilerlemiş ruhsal bunalımına işraret eder. Zaten Van Gogh bu serinin son resmini ürettikten 10 ay sonra intihar ederek hayatına son vermiştir.
Amsterdam'da minik bir sanat arası da verdikten sonra Amsterdam'da pek gezecek yer bıraktık. Turistlerin en çok merak ettiği ve Amsterdam hakkındaki polemik konuların en başında gelen Red Light District bir sonraki yazıda olacak. Görüşmek üzere...

2 Nisan 2014 Çarşamba

AMSTERDAM - İŞKENCE MÜZESİ

Amsterdam'da gezilecek yerler listesindeki en ilginç yerlerden biri de bu İşkence müzesi. Dam Meydanından ayrılmış bilinçsizce dolaşırken görüp girmeye karar verdik biz bu müzeye. Her ne kadar Ceyhun biraz uzak baksa da bu fikre ben korku tünellerini sevdiğim gibi bu tip ürpertici mekanları da severim :)
Spui yakınlarında ufak kanal evlerinden biri dekore edilerek müze haline getirilmiş. İçeride tahmin edeceğiniz üzere işkence aletleri var. Yanlarında ise açıklamaları ile nasıl kullanıldıklarını gösteren fotoğraflar var. İçerisi oldukça loş, müzeye giriş yaptığınız dev kapının içten gıcırtısı da sizi ilk dakikadan geriyor :)
Taş duvarlar, dar koridorlar ve loş bir aydınlatma kullanılarak ortam işkence aletlerini sergilemeye uygun hale getirilmiş. Biz gittiğimizde kapanmasına çok az bir süre vardı ve içeride kimse yoktu. O kadar sessiz ve ürperticiydi ki ortalık, o an karşımıza herhangi biri çıkmış olsa çığlık çığlığa kaçardık sanırım :)
Biraz meraklıyımdır evet... :)
Ortaçağda kullanılan bu işkence aletlerinin sergilenme nedeni insanların acımasızlığını göstermek aslında. İçeride giyotin de dahil olmak üzere çok çeşitli işkence aletleri mevcut. 
Klostrofobi ve paranoya sahibi insanlara pek de tavsiye etmeyeceğim bu müzeyi her gün sabah 10 ile akşam 23 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Giriş ücreti tam bilet 5 euro indirimli 2,5 euro. İstanbulla karşılaştırdığımızda gözümüze küçücük görünen Amsterdam'a gidip işkence müzesini de gezmedik demeyeceğiz. Bir sonraki yazı, içerdiği sanat ile bu müzeyi ortaçağın derinliklerine gömecek olan Van Gogh müzesi. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...

31 Ocak 2014 Cuma

AMSTERDAM - KANALLAR

Dam Meydanı hakkında kısa bir bilgi verdikten sonra 1 saat sürecek olan kanal turuna çıkmaya ne dersiniz? Biz Dam Meydanında gezdikten, şehre biraz olsun alıştıktan sonra ilk olarak bunu yaptık.
Öncelikle Amsterdamı gezmenin en güzel yolu kanal turları. Tur düzenleyen bir çok firma var fakat biz Merkez İstasyonunun hemen karşısından Holland International isimli firmayla yaptık turumuzu. Kanal turu boyunca kanallar ve Amsterdam hakkında sesli anlatımla bilgiler de veriliyor. Fiyatı da yanlış hatırlamıyorsam 8 yada 10 Euro idi. 
Yolculuğunuza, bir süre sonra Amsterdam kanalllarında çokça görmeye alışacağınız kuğular da eşlik edebilir zaman zaman...
Kanal turu boyunca fotoğraftaki gibi bir çok yüzen hostel ile karşılabilirsiniz. Dilerseniz konaklama seçiminizi bu yönde de kullanabilirsiniz.
Kanallarda gezerken şehrin kalabalığından uzak, gerçek yaşam alanlarına da şahitlik ediyorsunuz.
Güzel, huzur dolu zamanlar geçirdik biz kanal turunda. Aynı zamanda bol bol da bilgi aldık kanalların isimleri ve yapılışlarıyla ilgili...
Amsterdama gittiğinizde yapılacaklar listesinde ilk 2'de yer alan Dam Square ve Kanal turlarını tamamladık bile. Sırada olmazsa olmaz Van Gogh müzesi var. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere...