9 Ocak 2013 Çarşamba

ÇİN GEZİSİ GENEL 4

Çin Gezisi Genel 3 de Nanjing'i anlatmış Xi'an'a doğru yola çıkmıştık. Xi'an Çin'in 3 büyük hanedanlığına başkentlik yapmış 3100 yıllık tarihiyle Çin'in en eski şehirlerinden. Ve meşhur Terra Cotta Askerleri de burada. Biz Nanjing'den Xi'an'a uçakla gittik. Havaalanında kapı numaraları hariç her şey Çince ve ingilizce tabelalar yok, biletimizi görevlilere göstererek doğru kapıyı bulabildik. Yaklaşık 2 saat kadar bol sarsıntılı bir uçuştan sonra (ki bu süreçte sürekli "Çin'de ne diye şehirlerarası uçuş yaptık ki biz" diye düşünüyorduk :) Xi'an'a vardık. Xi'anda da diğer şehirlerde olduğu gibi Ibis Otel'de konakladık. Gecelik fiyatlar 30$ civarında ve otel şehir merkezinde. Çalışanların neredeyse hepsi İngilizce biliyor ve çok yardımseverler. Nereden satın alacağımızı bir türlü bulamadığımız şehir haritasını da lobide kolayca bulduk :)


Daha önceki yazımda da dediğim gibi Xi'an'a kare şehir diyorum çünkü çevresinde kare şeklinde şehir surları var. Şehir haritasına baktığımızda ikimizde şaşırmıştık :)


O kadar düzenli bir şehir ki kaybolmak mümkün değil ve gezmesi gerçekten çok kolay. Şehir haritasında zaten görülmesi gereken bütün önemli mekanlar işaretkenmiş.  Xi'an'da çok fazla yer gezdik fakat ilk başta şehir haritasının tam ortasında yer alan davul ve çan kulelerine gittik. Davul ve çan kuleleri birbirlerine en fazla 100 metre uzaklıktalar. Davul ve çan kuleleri tahmin ettiğiniz gibi önemli olayları halka haber vermek amacıyla kullanılmış tarih boyunca. Davul ve çan kuleleri için tek bilet almanız yeterli. Bilet fiyatları 50 Yuan yani yaklaşık 20 TL. Çan kulesi 4 anayolun kesiştiği kavşakta yer alıyor. Ve tam karşısında da davul kulesi var.



Çan kulesinde belirli saatlerde müzik dinletileri de oluyor ve ve bunun için ek bir ücret ödemeniz gerekmiyor.


Biz çan kulesini gezdikten sonra karşıda görünen davul kulesine geçtik. Çan kulesinin çıkışından davul kulesinin girişine kadar altgeçit var ve onu kullanabilirsiniz.


Davul kulesi de aynı mantıkla yapılmış ve içinde dışında her tarafında davullar var tahmin edersiniz ki :)



Davul kulesinden çıkıp çevrede biraz yürümeye karar verdik ve haritaya bağlı kalmadan yaptığımız gezintinin sonunda kendimizi Müslüman mahallesi'nde bulduk. Tahmin ettiğiniz gibi burada çoğunlukla Çinli müslümanlar yaşıyor ve satış yaptıkları küçük dükkanlar var. Eğer turist olduğunuzu anladıklarında çılgın fiyatlar söyleyen Çinlilerden yorulduysanız ve tabiri caizse kazıklanmak istemiyorsanız alışveriş yapmanız için en uygun yer.


Bu mini pazarı geçtikten sonra bizi oldukça şaşırtan  Xi'an Great Mosque ile karşılaştık. Evet şehrin göbeğinde bir camii. Ramazan ayı olduğu için bir de ikindi vaktine denk geldiğimiz için namazdan çıkan bir çok müslümanla karşılaştık camiinin girişinde. Büyük camii tabiki ülkemizdeki camiilerden çok farklı. Çevresinde havuzlar, süslemeler ve pagoda benzeri yapılar var. Müslüman olmayan kimseyi camii içine almıyorlar. Müslüman olmamıza rağmen beni de içeri almadılar fakat erkek arkadaşım (küçük bir bağış vasıtasıyla) içeri girdi. Anlattığına göre bizim camiilerde görmeye alışık olmadığımız şekilde içeride duvarlarda resimler vs var imiş. İşte Xi'an Büyük Camii...





Xi'an Çin'de gördüğümüz şehirler arasında düzenliliğiyle, insanların sıcaklığı ve yardımseverliğiyle, gördüğümüz diğer şehirlere göre fazla kalabalık olmaması nedeniyle en yaşanası şehir seçildi bizim tarafımızdan :) Xi'an'da hareketli bir gece hayatı yok. Akşamları insanlar şehir duvarlarları çevresindeki parklarda toplanıp şarkılar söylüyor dans ediyorlar.




2 günlük Xi'an gezimiz de bittiğinde yeniden uçağa atlayıp son durağımız Pekin'in yolunu tuttuk. Pekin yazısını bu seriden ayrı olarak yazacağım ve sizinle en kısa sürede paylaşacağım. Görüşmek üzere...


5 Ocak 2013 Cumartesi

ÇİN GEZİSİ GENEL 3

"Sokaklarda bol bol gezip bol bol inceledikten sonra, üniversiteleriyle ünlü şehirde nerede yemek yenir sorusuna bir sonraki yazımda cevap vereceğim. En kısa sürede görüşmek dileğiyle..." demiştim en son :))Nanjing'de öğle yemeği yiyebileceğimiz yer arayışımız maceraya dönüştü. Ben, erkek arkadaşım ve Çinli bir arkadaşımız, bizim isteğimiz üzerine Türk restaurantı arayışına başladık. Google maps'den baktık fakat çevrede hiç Türk restaurantı görünmüyordu. Nihayet bir hutong girişinde (Hutong: Gelir düzeyi düşük insanların yaşadığı, pek güvenli olmayan ara sokaklar) Türk olmasa da bir Türkmen restaurantı bulduk. Restaurant deyince diğerlerine haksızlık ettiğimi düşündüm şu an nedenini birazdan anlayacaksınız :) Biz Çin'e gittiğimizde, daha önce de söylediğim gibi ağustos ayıydı ve ramazana denk geliyordu. Lokantadan içeri girdiğimizde Türkmen olduğunu bildiğimiz işletme sahibine selamun aleyküm deyince müslüman olduğumuzu da anlamış oldu tabii. Yiyebileceğimiz bir şeyler var mı diye sorduk Çinli arkadaşımız vasıtasıyla fakat ramazan ayındayız orucuz pek bir şey yok deyip terslendik :) Daha sonra ısrarımız üzerine biraz beklersek noodle hazırlatabileceğini söyledi ve kolalarımızı içerken beklemeye başladık. Bu arada Çin'de kola içmek ya da satın almak isterseniz yazıldığı gibi "Coca Cola" demeniz yeterli ki  sanmayın Coca Cola gelecek, herhangi bir marka gelebilir :) 10-15 dakikalık bir bekleyişten sonra bizim noodle'larımız geldi Çinli arkadaşın sipariş ettiği bize göre pilav, Türkmenlere göre mifan ve haşlanmış eti geldi. Çinli arkadaş kendileri, tavuk bacağını bile soya sosuna bulayıp yerlerken Türkmen yemeklerini çok baharatlı buldu, güldük :) Erkek arkadaşım noodle'dan memnun yemeğine başladı benimse chopstick'lerle imtihanım başladı. Ellerim biraz fazla uzun ve büyük olduklarından mıdır nedir bir türlü zaptedemiyorum kendilerini. Çatal alışkanlıkları da olmadığı  için ee kaşıkla da noodle yenemediği için chopstickleri noodlelara saplama yönetmiyle (Çinli arkadaş gülmekten boğuluyordu) 2-3 lokma yiyebildim. Onlar bana gülerken, harika chopstick kullanma tarzımı hiç bozmadan yemeğimi yemeye çalışıyordum ki vik vik sesiyle durakladım çevreye baktım. İşletme sahibi yerinden sakince kalkıp yemek yediğimiz yerin 1-2 adım ilerisinde duran karton kutulara bir tekme attı ve vik vikler yine duyuldu. Kaskatı kesildim tabii ve aman ben yiyemeyeceğim bunu deyip bıraktım yemeğimi. Yemek yediğimiz yerde işletme sahibince gayet normal karşılanan farelerin olmasını erkek arkadaşıma ve en önemlisi de zorla oraya getirdiğimiz Çinli arkadaşa nasıl anlatayım bilemedim, anlatmadım da :)) Ayaklarımı sandalye de toplayabildiğim kadar toplayıp yemeklerini yemelerini bekledim, çıkışta da olaydan haberdar ettim. Evet ikisi de hiçbir şey duymamış ben anlatınca biraz mideleri bulandı tabii. Ama o kadar acıkmıştık ki sonradan çok da umurlarında olmadı :))


Mc Donalds'dan karnımı doyurabileceğim bir şeyler aldıktan sonra Çinli arkadaşın tavsiyesi üzerine Yangtze nehrinde gezintiye çıkmaya karar verdik. Yaklaşık yarım saatlik gezintinin ücreti kişi başı 25 Yuan yani 10 TL civarında. Gezinti ejderha yılı olması nedeniyle süslenmiş bu gondol tarzı teknelerle yapılıyor...


Nehirde gezinen çok fazla tekne var. 10 dakikada bir yeni bir tekne hareket ediyor. Nehir şehrin içlerine doğru ilerlerken siz de kendinizi Venedikte gibi hissediyorsunuz.



Tekne gezintisinde size eşlik eden bir rehber yok, zaten bu gezi pek turistlere de özel değil, genelde başka şehirlerden ya da köylerden gelmiş yerli halkın tercih ettiği bir etkinlik. Fakat biz şanslıydık ve yanımızdaki Çinli arkadaşımız gördüğümüz yerlerle ilgili kısa bilgiler verdi. Nehrin, gezinin başladığı yerden oldukça uzak bir kıyısında 9 bakire kıyısı denen bir yer varmış ve köprü üzerinde 9 kadın misafirlerini mutlu etmek için beklermiş. Temsili olarak yapılmış 9 heykelin bulunduğu, hepsini görebileceğim bir açı yakalayamadım fakat İşte 9 bakire kıyısı...



Özellikle yaz aylarında, nehirde kurulan platformlarda geceleri konserler veriliyormuş fakat biz hem geceye kalamadığımız için hem de o gün olmadığı için göremedik.




Tekne turumuz bitti ve kıyıya yanaştık. Böylece Nanjing'deki son günümüzü de tamamlamış olduk. 


Ne çok yemek yemişsiniz diyeceksiniz belki ama Çin'e yolunuz düşerse bu bilgilerin hayat kurtarıcı olduğunu anlayacaksınız :) Evet akşam yemeği için kapsamlı bir araştırmanın sonunda, (daha önce de dediğim gibi Nanjing üniversiteleriyle ünlü bir şehir ve bolca öğrenci var) Türk öğrencilerin işletmesini yaptığı İstanbul restaurant'a rastladık. Mekanı bulmak çok kolay değil ki elimizde adres olmasına rağmen Çinli arkadaşlar bile zor buldu fakat o kadar aradığımıza da değdi. İçeri girdiğimizde işletme sahibi öğrenci arkadaşlar bizi sevinçle karşıladılar :) Kısa bir muhabbetten sonra orada öğrenci olduklarından bahsettiler. Biz de merakla menüde yoğurt peynir vs var ki bunlar Çin'de bulunması neredeyse imkansız yiyecekler, nasıl yapıyorsunuz bunları dedik. Evet Türkün gücü, üniversitedeki bütün Türk öğrenciler her Türkiyeye gittiklerinde peynir yoğurt vs depolayıp getiriyorlarmış :) İmece usulü oluşturuluyormuş bu bulunması zor menü :) Açıkçası restaurantın sahiplerinin öğrenci olduğunu öğrendiğimde evet anlaşılan o ki öğrenci yemeği yiyeceğiz, beklentiyi yüksek tutmamak lazım diye düşünmüştüm ki yemeklerin lezzeti gerçekten şaşırttı beni. Eveeet Nanjing'de de nerede ne yemek yenir nerelerde ne yapılır biliyorsunuz artık. 


Bizim Nanjing'de geçirdiğimiz 2 güzel günden sonra, hedefimiz Xian. Kare şehir Xian'ı da bir sonraki yazı da anlatacağım :) Görüşmek üzere...





















30 Aralık 2012 Pazar

ÇİN GEZİSİ GENEL 2

Çin Gezisi Genel 1 yazısını okuyunca farkettim ki her ne kadar mutlaka bunu da yazmalıyım desem de unuttuğum bir çok şey olmuş. Mesela meşhur Shanghai gecelerinde neler yapılır? Sanırım bu konuda sizi ciddi bir hayalkırıklığına uğratacağız, çünkü gece eğlenceleriyle ünlü bu şehirde hiç gece klübüne gitmedik :) Peki biz akşamları nasıl vakit geçirdik? Öncelikle Shanghai'ın, İzmir kordona benzer "The Bund" olarak adlandırılan Huang Pu nehrinin kıyısında gezintiye çıkabilirsiniz. Nehir boyunca uzanan yolda karşıdaki Oriental Pearl Tower'ı izleyebilir yürüyüş yapabilirsiniz. Yanınızda su ya da atıştırmalık bir şeyler götürmek zorunda kalabilirsiniz çünkü bizim alıştığımızın aksine yiyecek içecek satılmıyor kordon boyunca. Bizim aklımıza gelen ilk şey çekirdek çitlemek oldu :) Malesef ki satılmıyor fakat bir ara pazardan geçerken ayçekirdeği bulup almıştım. Ayçekirdeğini bizim gibi tuzlu değil tatlı yiyorlar, bize pek uygun değil fakat benim gibi canınız çok çektiyse nefsinizi köreltir :)


The Bund'u boydan boya gezmek 1-2 saatinizi alacaktır. Burada hayat saat 22:00 civarında bitiyor ve  tenhalaşıyor. Saat daha çok erken diyenlerdenseniz kordonun batısında kalan Zhongshan caddesi de size güzel zaman geçirtecektir.


Bu caddede hayat daha farklı akıyor :) Sokak aralarında dans eden gruplar görmek mümkün. Arzu ederseniz siz de gruba katılabilir, dans etmeyi öğrenebilirsiniz.


Bu cadde İstiklal Caddesi tarzında bir yer. Geç saatlere kadar açık mağazalar ve cafeler var. Tahmin edebileceğiniz gibi Çin'de yaşayacağınız en ciddi sorun iletişim. Free wi-fi sorunu. Bulmanız pek mümkün değil gibi. Sadece bu caddede Haagen-Dazs'larda free wi-fi var. Fiyatlar çok uçuk, 2 top dondurmaya 50 TL ödeyebilirsiniz fakat internet cafe ve free internet olmadığını düşününce bu paraya değebilir.


Biz Shanghai'da 3-4 gün kalmıştık ve bahsettiğim yerlerde gezerek, yürüyüşler yaparak geçirdik vaktimizi. Shanghai'dan sonra iş nedeniyle önce Ning-bo'ya geçtik. Ve hızlı treni kullanma şansına sahip olduk. Hayatımda gördüğüm en büyük gar ve hayatımda gördüğüm en hızlı trene bindim :) Yaklaşık 300 km hızla gidiyor...



Ning-bo küçük bir şehir ve biz gitmeden 1 hafta önce ciddi bir fırtına atlatmışlardı.


Günübirlik gittiğimiz Ning-Bo'da işimiz bitince neyimize güveniyorsak Nanjing'e şehirlerarası otobüsle gitmeye karar verdik. İngilizce bilen iş arkadaşlarımızın yardımıyla biletlerimizi aldık ve 8 saatlik Nanjing yolculuğumuz başladı. Son derece külüstür bir otobüsle bol bağırmalı çağırmalı bir yolculuk yaptık. Türkiye'deki otobüs şöförlerine ve firmalarına kızardım fakat onları görünce hepsinden özür diledim. Otobüs şöförü 8 saat boyunca bir arkadaki yolcu ile bağıra bağıra sohbet etti, önümüzdeki yolcu ayakkabılarını çıkarıp önündeki koltuğa dayadı. Nihayet bol sesli ve kokulu otobüs yolculuğumuzdan sonra Nanjing'e varabildik :)


Nanjing tarih boyunca çeşitli zamanlarda Çin'in başkenti olmuş, havası bunaltıcı derecede sıcak, en az Pekin kadar önemli bir şehir. Shanghai'dan 300 km, Pekin'den 1200 km uzaklıkta. Shanghai ne kadar yapay ve yeniyse, burası bir o kadar tarihi. İlk gün dinlenmek ve işle vakit geçirirken ikinci gün gezmeye karar verdik. Ve tatilimiz boyunca bizi en etkileyen yerlerden biri olan Konfüçyüs Tapınağı'na gittik. Büyük filozof Konfüçyüs'ü kutsamak ve anmak için 1034 yılında yapılmış tapınağın devasa bir giriş kapısı var.


Konfüçyüs'ün öğretisi bir din değil eski Wu dinine dayanan ahlak felsefesidir. Ona göre uyum denge ve iç huzura erişmenin yolu eğitimdir.


Konfüçyüs tapınağını da gezdikten sonra kendimizi yemek yemek için Nanjing sokaklarına atıyoruz. Bunlar da sokak manzaraları...





Sokaklarda bol bol gezip bol bol inceledikten sonra, üniversiteleriyle ünlü şehirde nerede yemek yenir sorusuna bir sonraki yazımda cevap vereceğim. En kısa sürede görüşmek dileğiyle...





















26 Aralık 2012 Çarşamba

ÇİN GEZİSİ GENEL 1

Bu yazımda Çin ile ilgili genel bilgiler vereceğim. Nasıl gidilir? Nerede ne yenir? Nerede konaklanır? İnsanlarla nasıl iletişim kurulur? sorularının cevapları işte burada...


Biz İstanbul'dan Shanghai'ya yapacağımız 10 saatlik uçak yolculuğu için Türk Hava Yolları'nı tercih ettik. Ortalama gidiş-dönüş kişi başı 2000 TL civarında tutuyor uçak bileti. Dilerseniz Air China'dan da alabilirsiniz bilet fakat zaten THY ile ortak uçuş yaptıkları için fiyatlarda pek farklılık olmuyor. 10 saatlik konforlu bir uçuştan sonra Shanghai Pudong Havaalanına indik. Havaalanında sizi (Eğer bizim gibi Ağustos ayında gidiyorsanız) boğuk ve bol Çin kokulu bir hava bekliyor :) (Çin kokusu diyorum artık fakat bildiğiniz soya kokusu bu. Yedikleri her şeye soya sosu yada soya koydukları için hazır olun sadece havaalanı değil bütün ülke kokuyor :) 3. günden sonra alışıp kokuyu almamaya başlıyorsunuz merak etmeyin.)


Biz konaklamak için Shanghai'da da Pekin'de de ortalama bir konfora sahip olan Ibis Otel'i tercih ettik. Shanghai'da hem varoşların hem de üst tabakanın yerleşim yeri olan Yu Garden Ibis otel'de konakladık. Otelin gecelik konaklama ücreti 40$ ile 60$ arasında değişiyor. Avrupa otel zincirlerinde değil Çin merkezli bir otelde konaklamak isterseniz tabiki daha ucuza gelecektir fakat Çince bilmiyorsanız kesinlikle anlaşamazsınız çünkü çalışanların çoğu tek kelime ingilizce bilmiyor.


Otelimizi bulduk, dinlendik ve en önemli sorun, karnımız acıktı... Biz açıkçası Türkiye'de de çin yemeği yemeyen bir çift olarak çin mutfağına oldukça soğuktuk. Ben çin mutfağını çok severim sürekli Sushico'dan yerim diyenlerdenseniz de fazla ümitlenmeyin çünkü burada yediklerinizle orada yiyecek olduklarınız birbirinden çok farklı. Sonuçta burada yediğiniz uzakdoğu yemekleri Türk damak tadına uygun hale getirilmiş haldeler. Aç kalmamak için en kolay ve uygun fiyatlı çözüm tahmin edebileceğiniz gibi Mc Donalds. Eğer bu tür şeyleri önemseyen biriyseniz menüleri dikkatli inceleyin çünkü %90'ını domuz eti köftelerden oluşuyor. Bizim bulabildiğimiz cheeseburger başta olmak üzere 2 menü vardı domuz eti olmayan. Fakat ne kadar süre hamburger yiyerek yaşayabilirsiniz bilmiyorum bu nedenle ben size Shanghai'deki Türk restaurantlarından da bahsedeyim :)


Bu arada yukarıda Mc Donalds'dan bahsetmiştim, yolda gördüğünüz birine söyleyip adres sormak falan isterseniz eğer ki bazen telefonların maps'leri sapıtabiliyor ve sormak zorunda kalıyorsunuz sizi anlamayacaklardır. Mc Donalds çinde (söylendiği gibi yazıyorum) Mahdana olarak telafuz ediliyor :) 
Bizim Shanghai'de gittiğimiz 2 ayrı restaurant daha vardı fakat size kesinlikle tavsiye etmek istediğim Kervantürk restaurant. Türkiyeyi aratmayacak lezzetteki yemekleriyle yine gitsek yine orada yemeyi tercih ederdik. Çalışanlardan bazıları ve aşçıları Türk. Restauranta biz Türkler kadar Çinlilerin de ilgisi büyük. Biz gittiğimiz akşam Çinli bir arkadaş grubu Türk yemekleri ve pastalarıyla doğumgünü kutluyorlardı. Restaurant People Square olarak anılan İstanbul'un Nişantaşı semtine çok benzeyen bir semtte. Eğer konakladığınız otele uzak kalıyorsa bizimki gibi, korkmadan taksiye binebilirsiniz. Çünkü taksiler çok ucuz ve çok uzun mesafede çok küçük rakamlar atıyor. 20 dakikalık bir yolculuğun bedeli 4 TL gibi bir ücrete denk gelmişti. Yemeğimizi
de yedik biraz gezelim derseniz, Shanghai'da gezebileceğiniz çok fazla tapınak, park ve bahçe var. Hiçbiri tarihi yerler olmamasına rağmen görselliği sizi kendisine hayran bırakıyor. İşte bir kaç örnek...




Shanghai'dan kısaca bahsettik, faydalı olacağını umuyorum. En kısa sürede Çin hakkındaki genel bilgilere Pekin ile devam edeceğim...

***Shanghai'de başka nereleri görmeliyiz diye düşünenler için unutulmayacak tavsiye burada.







25 Aralık 2012 Salı

APHRODISIAS

İzmir'den 230 km, Aydın'dan 100 km uzaklıkta olan antik kente biz, memleketim olan Nazilli'den yola çıktık. Nazilli otogardan yaklaşık 20 dakikalık bir yolculukla Karacasu'ya oradan da Geyre köyüne hareket ettik ve saat öğlen 12 civarında antik kentteydik. Minibüs şöförünün verdiği bilgiye göre eğer Karacasu'ya geri dönmek istemiyor Denizli'ye gitmek istiyorsanız antik kentten geçen son otobüs saat 16:00'da. Bu önemli uyarıyı gözardı ederseniz başınıza neler gelir birazdan değineceğim bu konuya :) Ama önce Aphrodisias...



Aphrodisias tanrıça Aphrodite'e adanmış bir antik Roma kenti. Üstteki fotoğrafta gördüğünüz yer de kenditn en önemli ve en eski mermer yapılarından olan Aphrodite tapınağının ana girişi. Ana kapıyı oluşturan sütunların üstünde Eros kabartmaları da mevcut. Bu antik kent gerçekten 2-3 saatte gezilemeyecek kadar büyük. Aphrodisias'ın ortaya çıkartılmasında büyük emeği olan ve hatta kentin tamamını ortaya çıkartmaya ömrü vefa etmeyen değerli arkeolog Kenan Erim'in de mezarı ana giriş kapısının güney ucunda. 
Aphrodite tapınağının doğu ucunda da Agora, Meclis binası ve Hadrian hamamları yer alıyor...




Meclis binası, burada fotoğrafı yok fakat küçük bir tiyatro görünümünde. Bu yapı 3. yüzyılda yapılmış ve verilen bilgilere göre döneminde 1000 kişiyi barındırabilecek kadar büyük. 
Agora milattan önce 1. yüzyılda yapılmış. Bildiğiniz gibi agoralar günümüz pazar yerleri. Agoranın doğu ucundaki giriş kapısındaki sütunlarda çok fazla heykel ve kabartmalar var.
Hadrian hamamlarının Hadrian ismiyle anılma nedeni hamamların yapılış nedeniyle alakalı. Dönemin Roma imparatoru Hadrian Aphrodisias'ı ziyaret etmeye karar verince bu ziyaretin anısına yapılmışlar. Havuzlar kadınların ve erkeklerin kullanımına açık olarak 2 parçadan oluşuyor. 


Ve Zoilos'un yaptırdığı Antik Tiyatro. Kenan Erim 1960'lı yıllarda tiyatroyu kazmaya karar verdiğinde ortada önemli bir sorun varmış: tiyatronun üstünde yeralan Geyre sakinlerinin evleri. Kazılar evlerin ve orada yaşayan halkın başka bir bölgeye taşınmasıyla ancak 1966 yılında başlayabilmiş. Tiyatroyu incelediğimizde sahnenin hemen arkasında 6 adet oda gördük ki döneminde giyinme odası yada depo olarak kullanılmışlar. Sahne duvarları üstünde de bir çok yazı ve kabartma mevcut. Antik kent müzesinden öğrendiğimize göre sahnede yeralan bir kabartmada kente Sezar tarafından hediye edilen bir Eros heykelinin çalınıp Efesteki artemis tapınağına götürüldüğünden de bahsedilmekteymiş....




Antik tiyatroyu da gezdikten sonra ziyaret etmeden gitmemeniz gereken son yer tabiki Aphrodisias müzesi... Sadece Aphrodisias kazılarından çıkartılan eserlerin sergilendiği müzede 6 binden fazla eser var. Şahsen Türkiye'de gezdiğim müzeler arasında eser bakımından en zengini. İşte müzede dikkatimi çeken bazı eserler...




Evet...Biz yaklaşık 5 saatte koştura koştura ancak gezebildik onca yeri. Ve müzeden çıktığımızda saat 17:00 idi. Yani? Yani Denizli'ye giden son otobüs tam 1 saat önce geçmişti :) Eğer Aydın'a dönmek isterseniz vasıta konusunda sıkıntı çekmezsiniz fakat bizim gibi Denizli'ye gitmek istersiniz ne yaparsınız? Otostop :) Bir başkasının şanssızlığı bizim şansımız oldu ve arabası bozulan birine yardıma giden yardımsever abimiz bizi Denizli'ye en yakın ilçeye kadar bıraktı sağolsun. Ve sonraki durağımıza geldik. Denizli-Pamukkale...